FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında, Zirve Yayınevi katliamı, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası ve Hakan Fidan’a kumpas Malatya’da aydınlanıyor. İşte karanlık dosyaların perde arkası.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Ancak o gece, Türkiye’nin yakın tarihindeki birçok faili meçhul siyasi cinayetin de perdesini araladı. Necip Hablemitoğlu’ndan Hrant Dink’e, Bayram Ali Öztürk’ten Muhsin Yazıcıoğlu’na kadar uzanan karanlık dosyaların ortak noktası FETÖ.
Malatya ise bu dosyaların en kanlı ve en kritik olanlarına ev sahipliği yapıyor. Zirve Yayınevi katliamı, 2. Ordu’da yaşanan darbe girişimi, Yazıcıoğlu soruşturmasının Malatya bağlantısı ve FETÖ’cü savcıların Rus uçağı soruşturması, kenti FETÖ’nün karanlık yüzünün en yoğun yaşandığı yerlerden biri haline getirdi.
15 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ’cü darbeciler için İstanbul ve Ankara’nın ardından en önemli hedef Malatya’ydı. Kentteki 2’nci Ordu Komutanlığı ve 7’nci Ana Jet Üssü, darbe planının ikinci ayağı olarak konumlandırılmıştı. Ancak Malatya, sadece bir darbe merkezi değil, aynı zamanda yıllardır aydınlatılamayan siyasi cinayetlerin de kilit noktası oldu.
18 Nisan 2007’de Malatya’da bulunan Zirve Yayınevi’ne yapılan baskında, biri Alman uyruklu üç Hristiyan, boğazları kesilerek öldürüldü. Uzun yıllar “dini motifli” bir cinayet olarak lanse edilen katliamın perde arkasından FETÖ çıktı. Zirve Yayınevi davasının gerekçeli kararında, “Cinayet ve bağlı eylemlerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ve mensuplarınca organize edildiği”tespitine yer verildi. Malatya’daki bu kanlı dosya, FETÖ’nün Türkiye’deki ilk büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçti.
Büyük Birlik Partisi’nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasının soruşturması, Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmüştü. Soruşturmayı yürüten özel yetkili savcılar, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra açığa alındı ve tutuklandı.
Helikopter kazasında hayati delilleri çalan isimlerin 15 Temmuz’da aktif rol alması ise en çarpıcı detaylardan biriydi. Kara Havacı Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’teki oteline suikast operasyonu düzenleyen ekipte yer aldı, hem de Yazıcıoğlu’nun helikopterindeki Argus5000 CE ile SKYMAP cihazlarını çaldı.
15 Temmuz gecesi Malatya 2. Ordu Komutanlığı’nda yaşananlar, darbenin kırılma anlarından biri oldu. Dönemin Valisi Mustafa Toprak, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ile görüşmek için karargaha gittiğinde, Kurmay Yüzbaşı Kemal Keskin tarafından silah zoruyla içeri alınmadı. Karargah çevresinde polis ve jandarma ekipleri ile darbeci askerler arasında çatışma çıktı. Karargahtan ateş eden Kurmay Binbaşı Fatih Kılınç, polis ekiplerince vurularak öldürüldü. Kılınç’ın üzerinden “Vali, Emniyet Müdürü gözaltına, gerekirse öldürülsün”yazılı bir not çıktı. Kara Havacılık Alayı’nda ise Albay Hakan Keleş, darbeci Tuğgeneral Ünsal Coşkun’un tüm taarruz helikopterlerini Ankara’ya gönderme emrine “Ben göndermiyorum”diyerek karşı çıktı ve 56 helikopteri uçurmayarak darbenin seyrini değiştirdi.
22 Haziran 2012’de Malatya Erhaç Havaalanı’ndan havalanan Türk askeri uçağı, Doğu Akdeniz’de Suriye tarafından düşürüldü. Pilotlar şehit oldu. Olayın ardından, şehit pilotların ailelerinin suç duyurusu üzerine, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesiyle görevli Malatya Cumhuriyet Başsavcıvekilliği soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, şehit pilotların avukatı, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve MİT görevlisi Yarbay A. Ö., hakkında suç duyurusunda bulundu. Savcılığın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında soruşturma açılabilmesi için Başbakanlığa yazı yazacağı öne sürüldü. Ancak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı, bu iddiaları yalanladı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, bu soruşturmayı yürüten savcıların FETÖ ile bağlantılı olduğu ortaya çıktı. FETÖ’nün, Türkiye ile Suriye arasında gerilim tırmandırmak ve uluslararası bir kriz çıkarmak amacıyla bu soruşturmayı başlattığı iddiaları, örgütün devlet kurumlarına sızma ve kumpas kurma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildi.
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde FETÖ’nün ihmali olduğu tespit edildi. Cinayette “örgüt olmadığı” yönünde karar veren mahkeme heyetinin tamamı, 15 Temmuz darbe girişiminin şüphelisi olarak tutuklandı. Eski İstanbul Özel Yetkili 14. Ağır Ceza Mahkeme Heyeti Başkanı Hakim Rüstem Eryılmaz ile üye Hakim Mustafa Başer, FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle yargılandı.
Danıştay saldırısı, FETÖ tarafından örtbas edilen bir dava olarak biliniyor. Saldırının kilit isminin, FETÖ yapılanmasında aktif olarak görev yapan polis amiri Bayram Özbek olduğu ifade ediliyor. Özbek, aynı zamanda Samanyolu TV’de yayımlanan dizilerin konsept danışmanlığı ve senaristliğini yaptı. FETÖ’nün kara kutusu olarak nitelendirilen Özbek, Alparslan Arslan’ın babasının evinde arama yaptırmayarak Ergenekon davasının temelini attı.
Cumhuriyet gazetesi yazarı Necip Hablemitoğlu, Fetullah Gülen’i eleştiren kitap yazdığı gerekçesiyle öldürüldü. FETÖ’nün Türkiye sorumlusu olduğu ifade edilen Mustafa Özcan’ın, Hablemitoğlu’nu aradığı ve kendisini tehdit ettiği basına yansımıştı. Bayram Ali Öztürk, Fatih İsmailağa Camii’nde sabah namazının ardından vaaz ederken bıçaklanarak öldürüldü. Cinayet soruşturması FETÖ savcıları tarafından 20 yıldır davaya dönüştürülmedi. Soruşturmayı yürüten üç savcıdan Yargıtay üyesi Süleyman Pehlivan, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından tutuklandı, Cihan Kansız ve Salim Duran ise yurt dışına firar etti.
15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye’de işlenen birçok cinayet ve kumpas davasında FETÖ’nün asker, polis, hakim ve savcılarının rolü olduğuna dair güçlü ipuçları ortaya çıkardı. Zirve Yayınevi’nden Hrant Dink’e, Muhsin Yazıcıoğlu’ndan Danıştay saldırısına kadar uzanan karanlık dosyaların ortak paydası FETÖ. Malatya ise bu dosyaların en kanlı ve en kritik olanlarına ev sahipliği yapan kent olarak tarihe geçti.
Kaynak: Tahir ÖZÇELİK