Malatya’da 916 kalp krizi hastasının verileri incelendi. Deprem sonrası hava kirliliği artarken hastane içi ölüm oranı yüzde 3,8’den yüzde 7,8’e çıktı.

6 Şubat depremlerinin ardından enkaz ve yıkım çalışmalarının yoğunlaştığı Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi, hava kirliliğinde de ilk sıraya çıktı. Malatya’da 916 kalp krizi hastasının verilerini inceleyen bilim insanları ise enkaz kaldırma sürecinde PM2.5’in yüzde 238 arttığını, hastane içi ölüm oranının yüzde 3,8’den yüzde 7,8’e yükseldiğini belirledi.
6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Malatya’da yürütülen yıkım ve enkaz kaldırma çalışmalarının kalp sağlığı üzerindeki etkisi bilimsel araştırmaya konu oldu. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Fatma Özyalın, Yakup Yiğit Helvacı, Neşe Mehmetoğlu, Fatma Sıla Ayan ve İlyas Şahin, enkaz kaldırma sürecinde havaya yayılan toz ve partiküller ile kalp krizi vakaları arasındaki ilişkiyi araştırdı. Bilim insanları, 2020-2024 yılları arasında akut miyokard enfarktüsü, yani kalp krizi nedeniyle hastaneye başvuran 916 hastanın verilerini aynı dönemdeki hava kirliliği ölçümleriyle karşılaştırdı.
Araştırmanın sonuçlarına göre deprem sonrası enkaz kaldırma sürecinde Malatya’nın hava kalitesinde ciddi bozulma yaşandı. Deprem öncesi dönemle karşılaştırıldığında ince partikül madde olarak bilinen PM2.5 yüzde 238, PM10 ise yüzde 168 arttı. Ölçülen seviyelerin Dünya Sağlık Örgütü’nün güvenli kabul ettiği sınırların defalarca üzerine çıktığı belirtildi. Hava kirliliğindeki yükselişin ardından kalp krizi hastalarının verilerinde de dikkat çekici değişiklikler görüldü.
Yoğun toz maruziyetinin yaşandığı dönemlerde kalp krizi nedeniyle hastaneye başvuranların, kalp kasındaki hasarı gösteren troponin değerlerinin normal dönemlere göre yaklaşık iki kat yüksek olduğu tespit edildi. Kalp krizi sonrasında gelişen şok tablosu ve ritim bozukluğu vakalarında da belirgin artış kaydedildi. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise hastane içi ölüm oranlarında ortaya çıktı.
Deprem öncesinde kalp krizi hastalarında yüzde 3,8 olan hastane içi ölüm oranının yüzde 7,8’e yükseldiği belirlendi. Böylece hastane içi ölüm oranı yaklaşık iki katına çıktı. Araştırmacılar, hava kirliliğinin yoğunlaştığı dönemde hastaların klinik tablosunun da ağırlaştığını ortaya koydu.
Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu, hava kirliliğinin kalp üzerindeki etkisinin ortaya çıkış süresi oldu. Bilim insanları, kirli havaya maruz kalmanın kalp krizi riski üzerindeki en güçlü etkisinin yaklaşık 48 saat sonra görüldüğünü belirledi. Etkinin kısa süreyle sınırlı kalmadığı ve kirli havaya maruz kaldıktan sonra bir haftaya kadar devam edebildiği kaydedildi.
Araştırmada hava sıcaklığının etkisi de incelendi. Enkaz kaynaklı hava kirliliğinin soğuk kış günleriyle çakıştığı dönemlerde ölüm oranlarının daha da yükseldiği tespit edildi. Bilim insanları, soğuk havanın damarları büzmesiyle kirli havanın vücutta oluşturduğu iltihabi etkinin bir araya gelmesinin kalp açısından riski artırdığına dikkat çekti.
Öte yandan Malatya’da hava kirliliğinin ilçelere göre dağılımında Yeşilyurt ilk sırada yer aldı. Depremin ardından yıkım ve enkaz kaldırma çalışmalarının yoğunlaştığı ilçede hava kirliliği de öne çıktı. Yeşilyurt’taki tablo, deprem sonrasında yalnızca yapı güvenliğinin değil, enkaz kaldırma yöntemleri ve hava kalitesinin de halk sağlığı açısından önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Araştırmacılara göre enkazdan yayılan toz, sıradan kent hava kirliliğinden farklı özellikler taşıyor.
Yıkılan yapılardan havaya karışan tozun içerisinde beton tozu, kristal silika ve çeşitli mineral lifler bulunuyor. Bu partiküllerin akciğerlerin derinlerine kadar ulaşabildiği, vücutta yaygın bir iltihap tepkisine yol açarak damarları etkileyebildiği ve kalp krizine zemin hazırlayabildiği belirtiliyor.
Çalışmada Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin farklı uzmanlık alanlarından beş bilim insanı yer aldı. Fatma Özyalın, Fatma Sıla Ayan ve İlyas Şahin Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı’nda, Yakup Yiğit Helvacı Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda görev yapıyor. Çalışmanın sorumlu yazarı Neşe Mehmetoğlu ise Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda bulunuyor.
Araştırmacılar, gelecekte yaşanabilecek afetlerde benzer sağlık sorunlarının önüne geçilebilmesi için enkaz yönetimine ilişkin dört önemli önlem sıraladı.
Enkaz kaldırma sırasında sürekli sulama yapılarak tozun havaya karışmasının azaltılması, bölgede yaşayanlara ve çalışanlara N95/FFP2 tipi maske dağıtılması, afet sonrasında hava kalitesinin düzenli olarak izlenmesi ve özellikle kalp hastalarının hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde yakından takip edilmesi önerildi. Araştırmacılar, afet sonrasında yürütülen enkaz kaldırma çalışmalarının yalnızca bir temizlik faaliyeti olarak değerlendirilmemesi, aynı zamanda halk sağlığı açısından da ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
Kaynak: Yenihabermalatya.com