DOLAR
49,1332
EURO
55,3223
ALTIN
6.544,94
BIST
12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Malatya
Hafif Yağmurlu
19°C
Malatya
19°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Salı Az Bulutlu
20°C

Babacan AKPM Genel Kurulu’nda Türkiye aleyhindeki rapora yanıt verdi

AK Parti Malatya Milletvekili ve AKPM Üyesi Abdurrahman Babacan, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu’nda Türkiye’ye ilişkin hazırlanan rapor kapsamında gündeme getirilen iddialara yanıt verdi.

Babacan AKPM Genel Kurulu’nda Türkiye aleyhindeki rapora yanıt verdi
02.10.2026 20:21 | Son Güncellenme: 02.10.2026 20:22
A+
A-

AK Parti Malatya Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Üyesi Abdurrahman Babacan, AKPM Genel Kurulu’nda Türkiye’de bazı LGBT derneklerine yönelik yürütülen hukuki süreçler ve Türkiye hakkında hazırlanan rapora ilişkin konuştu. Babacan, Türkiye’nin konuya ilişkin yaklaşımını uluslararası sözleşmeler, çocuk hakları ve devam eden adli süreçler üzerinden anlattı.

Türkiye’de bazı LGBT dernekleri hakkında yürütülen adli süreçlerin Avrupa Konseyi gündemine taşındığını belirten Babacan, raporun hazırlanması sürecinde farklı ülkelerden parlamenterlerin yanı sıra Türkiye’den muhalefet milletvekillerinin de destek verdiğini ifade etti.

AKPM Genel Kurulu kürsüsünden konuşan Babacan, Türkiye’de devam eden hukuki süreçlerin belirli suç iddiaları çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek konunun yalnızca özgürlükler ekseninde değerlendirilmesine karşı çıktı.

Türkiye Aleyhine Hazırlanan Rapora AKPM’de Yanıt

Babacan, Türkiye’de bazı LGBT derneklerine yönelik başlatılan adli süreçlerin Avrupa Konseyi’nin gündemine taşındığını belirtti. Söz konusu süreçlerin Avrupa’daki LGBT hakları savunucuları ve bazı devletler tarafından gündeme getirildiğini söyleyen Babacan, Türkiye’den de muhalefet milletvekillerinin rapor sürecine destek verdiğini ifade etti. Babacan, AKPM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin konuya ilişkin hukuki gerekçelerini anlatarak, devam eden adli süreçlerde bireysel sorumluluğun esas alınacağını vurguladı.

Uluslararası Sözleşmeler ve Çocuk Hakları Vurgusu

Konuşmasında Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere dikkat çeken Babacan, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1990 yılında yürürlüğe girdiğini hatırlattı.

Avrupa Konseyi üyesi devletlerin de aralarında bulunduğu 196 ülkenin sözleşmeye taraf olduğunu belirten Babacan, çocukların korunmasına ilişkin uluslararası hukuki çerçevenin ilerleyen yıllarda farklı düzenlemelerle genişletildiğini söyledi.

Babacan, 2002 tarihli İkinci İsteğe Bağlı Protokol ile çocukların maruz kalabileceği doğrudan ve dolaylı etkilerin kapsamının ele alındığını ifade etti. Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’ne de değinen Babacan, Lanzarote Sözleşmesi’nin çocukların her türlü cinsel sömürü ve istismardan korunmasına yönelik önleyici ve cezai tedbirler öngördüğünü belirtti.

“Meselenin Özü Çocukları ve Gelecek Nesilleri Korumaktır”

Babacan, uluslararası sözleşmelerin devletlere çocukların korunması konusunda sorumluluk yüklediğini belirterek, Türkiye’deki hukuki süreçlerin de bu çerçeve dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Çocukların gelişimi ile fiziksel, psikolojik ve duygusal bütünlüğünün korunmasının temel mesele olduğunu söyleyen Babacan, çocukları olumsuz etkileyebilecek faaliyetlere karşı tedbir alınmasının yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa Konseyi üyesi bütün devletlerin sorumluluğunda olduğunu ifade etti.

Babacan’ın AKPM Genel Kurulu’ndaki Konuşmasının Tam Metni

AK Parti Malatya Milletvekili ve AKPM Üyesi Abdurrahman Babacan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşma şöyle:

“Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi yürürlüğe girdiğinde, sene 1990’dı. Avrupa Konseyi’nin tüm üye devletlerinin de yer aldığı 196 ülke bu sözleşmeye taraf oldu. 2002 tarihli İkinci İsteğe Bağlı Protokol, çocukların maruz kalabileceği tüm doğrudan ve dolaylı etkilerin kapsamını tanımlayıp ana hatlarıyla belirleyerek söz konusu tedbirleri daha da derinleştirdi.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve Cinsel İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi), çocukların gelişimine ve fiziksel, psikolojik ve duygusal bütünlüğüne zarar veren her türlü istismar ve sömürüye karşı koruyucu, önleyici ve cezai tedbirlerin uygulanmasını zorunlu kılmak amacıyla, tüm üye devletler tarafından 2007 yılında imzalandı.

Bu kavram, çocukların maruz kaldığı ortamları ele alan ve hem bilimsel çalışmalarda hem de çocuk ve ergen psikiyatrisi alanının tamamında kuvvetle vurgulanan kapsamlı bir bütünü ifade etmektedir.

Buradaki odak noktası, —henüz yirmi yıl önce uluslararası sözleşmelere taraf olan tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerin de paylaştığı bir duruş olarak— çocukları ve gelecek nesilleri, üzerlerinde zararlı etkiler yaratabilecek her türlü hareketten ve örgütlü yasa dışı faaliyetten koruma gerekliliğidir. Ve bu durum, sadece Türkiye’ye değil, burada bulunan tüm devletlere bu yönlü bir sorumluluk yüklemektedir.

Meselenin özü, mantığı ve esası budur

Bu bağlamda, Türkiye’deki söz konusu hukuki süreçlerin temel dayanakları ve haklarında yasal işlem başlatılan derneklerin bağlantılı olduğu iddia edilen başlıca suç kategorileri şunlardır: müstehcenlik, fuhşa aracılık veya yer temin etme, uyuşturucu madde bulundurma ve ticaretini yapma.

Beraberinde, bu süreçler kapsamında söz konusu suçlara karışmamış olan kişiler ise yargılama aşamasında doğal olarak hukuken ayrıştırılacak ve aklanacaklardır. Ancak buna ulaşabilmek için, meseleyi kategorik bakış açısına dayalı bir ‘özgürlük anlatısı’ olarak sunmak yerine, rasyonel ve kanıta dayalı metodolojik bir pozisyona geçmek gerekmektedir.”

“Rasyonel ve Kanıta Dayalı Bir Yaklaşım Gerekiyor”

Babacan, konuşmasının sonunda Türkiye’de yürütülen adli süreçlerin belirli suç iddiaları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yargılama sürecinde suça karışmadığı belirlenen kişilerin hukuken ayrıştırılacağını söyleyen Babacan, meselenin kategorik bir özgürlük tartışması üzerinden değil, somut deliller ve hukuki süreçler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Babacan, Türkiye’nin çocukların korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini hatırlatarak, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin de aynı hukuki sorumlulukları taşıdığını ifade etti.

Kaynak: Bülten Yenihabermalatya

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.